6. BÖLÜM: EN GÜZEL HEDİYE

Onu ilk kez bu kadar yakından görüyordu ve kalbinin sesini dinlemekten başka çaresi kalmamıştı. Başını hafifçe kaldırıp Hakan'ın gözlerinin içine doğrudan baktı. Sesi titrese de olabildiğince net çıktı:"Doğum günün kutlu olsun, kayıp kalp..." dedi.Duraksadı, derin bir rüzgar dalgası ikisinin arasından geçip giderken devam etti: "İnternetteki her sitede bugün senin doğum günün olduğu yazıyor, biliyorum. Herkes senin için lüks partiler düzenlerken, magazin her yerde senin yeni yaşını konuşurken... Ben sana bu dağ başından, o parlak dünyanın gürültüsünden uzak, sadece kendi kalbimin kelimeleriyle bir hediye vermek istedim. Ama buraya, bu imkansızlığın ortasına gerçekten çıkıp geleceğini, bu hikayeyi gerçeğe dönüştüreceğini hiçbir saniye düşünmedim."Hakan, kızın bu dürüst ve asil duruşu karşısında adeta büyülendi. Milyonlarca insan sosyal medyada onun doğum gününü kutluyor, binlerce mesaj atıyordu ama bu kız, ona hayatında aldığı en gerçek hediyeyi, kendi ruhunun aynasını vermişti."Hayatımda aldığım en güzel hediye bu satırlardı," dedi Hakan, kıza bir adım daha yaklaşarak. "Ve şimdi, bu yeni yaşımda yapmak istediğim tek bir şey var. O da bu imkansızlığı, insanların ne diyeceğini, magazinin ne yazacağını umursamadan seninle birlikte aşmak. Ben o gürültüden kaçıp senin sessizliğine sığındım."Hakan elini yavaşça uzattı. Avucu, dağ ayazında açıkta kalmış, titreyen bir davet gibiydi. Genç kız bir an tereddüt etti; aşağıda bıraktığı ahşap evi, insanların dedikodularını, "parası için bu adamın peşinden gitti" iftiralarını düşündü. Ama Hakan'ın gözlerindeki o netlik, tüm o korkuları bir sis bulutu gibi dağıttı. Elini uzattı ve Hakan'ın elini tuttu. İkisinin elleri kenetlendiğinde, Toroslar'ın zirvesinden ilk sabah güneşi kızııllığıyla gökyüzüne yayılmaya başlamıştı."Hadi," dedi Hakan, güven veren bir sesle. "Baban aşağıda bizi bekliyor. Ona bu hikayenin ne kadar gerçek olduğunu, senin paranın, benim de şöhretin peşinde olmadığımı anlatalım. O dürüst adamın rızasını almadan, onun karşısında kendimi kanıtlamadan hiçbir yere gitmeyeceğim."El ele tutuştular ve 15 Ağustos sabahının ilk ışıkları altında, onları elinde fenerle bekleyen babasının yanına doğru, o ahşap eve geri yürümeye başladılar"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UZAK İHTİMALİN SAF VEVASI

"2. Bölüm: Frekansların Ötesinde"

1. Bölüm: Kulisteki Sessizlik ve Dağ Rüzgarı