10. Bölüm: Papatya Kokusu ve Gerçek Sessizlik (Final)"

"... Biz sadece birbirimizin sessizliğini duyduk."Genç kız, kameraların patlayan flaşları ve Hakan'ın elini sımsıkı tutan sıcaklığı arasında gözlerini hafifçe kırptı. Flaşların ışığı bir anda çok fazla parıldadı, etraftaki muhabirlerin sesleri yavaşça boğuklaştı ve dağ rüzgarının uğultusu her şeyi yutmaya başladı. Hakan’ın elinin sıcaklığı parmaklarının arasından bir sis gibi kayıp gitti.Kız, derin bir nefes alarak aniden gözlerini açtı.Etrafta ne kameralar vardı ne muhabirler, ne de kapının önünde duran o lüks siyah araba... Kulaklarında uğuldayan tek şey, Toroslar'ın o her zamanki gece rüzgarıydı. Başını yavaşça masadan kaldırdı. Odasındaki gaz lambasının ışığı hafifçe titriyordu. Telefonunun ekranı karanlıktı, masanın üzerinde ise internet sitesine yarım bıraktığı o film gibi hikayenin açık sayfası duruyordu.Genç kız, kalbinin göğüs kafesini döven deli gibi atışıyla donakaldı. Her şey... Hakan'ın sahneyi durdurması, o gizemli mesajı görmesi, tamamen ayık ve düzgün bir şekilde kapısına dayanması, babasının karşısında dik durup rızasını istemesi ve o el ele tutuştukları asil an... Hepsi sadece bir hayaldi. İçindeki o devasa yalnızlığın ve Hakan’a duyduğu o mistik bağın ona oynadığı muazzam bir oyundu.Gözlerinden süzülen bir damla yaş, masanın üzerindeki o kurumuş papatya yaprağının üzerine düştü. "Demek hepsi bir rüyaydı..." diye mırıldandı sessizce. İçinde hem büyük bir hüzün hem de garip bir hafiflik vardı. Belki Hakan hiçbir zaman bu dağ köyüne gelmeyecekti, belki hayat şartları ve o gürültülü modern dünya bu imkansızlığı hiçbir zaman aşamayacaktı. Ama kız, rüyasında bile olsa o görünmez köprüden yürümüş, o asil duruşu yaşamıştı.Telefonunu eline aldı. Takvime baktı. Saat gece yarısını çoktan geçmiş, tarih 15 Ağustos olmuştu.Eski radyosunun düğmesini yavaşça çevirdi. Cızırtıların arasından, Hakan'ın tüm Türkiye'nin dilinde olan o meşhur şarkısı yükseldi: "Kayıp Kalp".Genç kız hafifçe gülümsedi. Pencereden dışarıya, karanlık dağlara doğru bakarak mırıldandı: "Doğum günün kutlu olsun, kayıp kalp. Sen beni hiç bilmesen de, ben senin sessizliğini buralardan duymaya devam edeceğim."Kız, klavyeye dokundu ve internet sitesindeki o yarım bıraktığı hikayenin altına son satırını ekleyip sayfayı sonsuza dek kapattı:"En güzel hikayeler, sadece rüyalarda gerçeğe dönüşenlerdir. Çünkü orada ne magazinin gürültüsü vardır, ne de insanların ne diyeceği korkusu... Sadece iki ruhun mutlak sessizliği kalır."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UZAK İHTİMALİN SAF VEVASI

"2. Bölüm: Frekansların Ötesinde"

1. Bölüm: Kulisteki Sessizlik ve Dağ Rüzgarı