Uzak İhtimalin Saf Vefası - 3. Bölüm: Kalpten Kalbe Gizli Köprü

Artık yalnız olmadığını, sesinin o mahşerin ortasında duyulduğunu biliyordu. Kızın kalbi, göğüs kafesini kırıp çıkacak gibi hızla çarpmaya başladı. Radyodan yükselen o buğulu ses; sanki İstanbul'un devasa bir stadyumundan değil de tam odasının içinden, kalbinin en derin köşesinden geliyordu."Demek duydun..." diye mırıldandı. Sesindeki şaşkınlık ve korku birbirine karışmıştı. "Milyonların gürültüsü arasından benim sessizliğimi gerçekten duydun."Titreyen elleriyle masanın üzerindeki eski, ekranı çatlak telefonuna uzandı. Sosyal medya hesabını açtı. Bugüne kadar sadece dağ manzaraları ve topladığı çiçekleri paylaştığı, kimsenin dikkatini çekmeyen o küçük, sade hesaba girdi. Hakan’ın milyonlarca takipçili resmi profilini buldu. Mesaj kutusunu açtığında; içeriye her saniye binlerce hayran mesajının, kalplerin ve büyük harflerle yazılmış çığlıkların düştüğünü görebiliyordu.Oraya upuzun cümleler yazıp kendini anlatmayı saçma buldu. O görünmez köprüye bir kere inanmıştı ve eğer o köprü gerçekse kelimelere ihtiyacı yoktu. Klavyeye dokundu ve sadece az önce kalbinden geçirdiği, Hakan’ın ise sahnede fısıldadığı o tek cümleyi yazdı:"Acaba günün birinde, bu mahşerin orta yerinde, benim sessizliğimi duyan olur muydu?"Mesajı gönderdi. Okyanusa bir mektup şişesi bırakmak gibiydi bu. Milyonlarca mesajın arasında bir saniyede en alta kayıp yok olacaktı, biliyordu. Ama o, şişeyi dalgalara bırakmıştı bir kere.Aynı dakikalarda, kulisteki sessiz odasında Hakan, elindeki telefona bakmaya devam ediyordu. Parmakları ekranda hızla kayıyor, her saniye yenilenen bildirim selinin içinde adeta boğuluyordu. Herkes aynı soruyu soruyordu, herkes o konser anındaki büyüye ortak olmaya çalışıyordu. Ama Hakan, o sahte kalabalığın içindeki o tek, saf fısıltıyı arıyordu.Tam ekranı kilitleyip kenara fırlatacakken telefonun işlemcisi, gelen yoğun veri akışı yüzünden bir anlığına kastı. Ekran saliseler içinde dondu ve tam o takılma anında; binlerce hareketli emojinin, büyük harfli çığlıkların en altında, henüz tamamen kaybolmamış o sade satır Hakan'ın gözüne çarptı.Hiçbir profil resmi yoktu. Kullanıcı adı rastgele harflerden oluşmuş gibi sıradandı. Ama o cümle... Ekrandan fırlayıp Hakan’ın tam kalbine saplanmıştı:"Acaba günün birinde, bu mahşerin orta yerinde, benim sessizliğimi duyan olur muydu?"Hakan'ın nefesi kesildi. Kulisteki tüm sesler bir anda bıçak gibi kesildi sanki. Ekranı yukarı kaydırmak isteyen parmağı havada asılı kaldı. Yanlış görmediğinden emin olmak için gözlerini kırptı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UZAK İHTİMALİN SAF VEVASI

"2. Bölüm: Frekansların Ötesinde"

1. Bölüm: Kulisteki Sessizlik ve Dağ Rüzgarı